Merhaba sevgili dostlar. Son yazımda “Ataç Enerji” kavramından bahsetmiştim. Yaydığımız her düşünce ve duygu, niteliğine göre titreşerek, başka dostlarımıza tesir edebileceğinden ve benzer rezonansta bir titreşimi de biz yayarken; ataç enerjilerin bizlere yapışabileceği üzerine değinmiştim. Bu yazımda da, cansız olarak nitelendirdiğimiz bütün bu maddelerin enerjiyi nasıl tuttuğundan, haliyle yaşadığımız evlerde, çalıştığımız iş yerlerinde bu enerjinin bizleri nasıl etkilediğinden ve son olarak da reiki gibi enerji kanallarına uyumlu olan terapist dostlarımın, şifa kanalları aracılığıyla...
Şifa çalışmalarımda “Blokaj Farkındalığı” durmaya çalışıyor ve bunun üzerine epey laf ediyorum. Bu güzel yaşamımızda bizi hasta eden unsurların ve dönüp dolaşıp benzer olayları kendimize çekmemizin altında yatan unsurların, bizim yaşam planımız çerçevesinde bireysel dinamiklerimiz (Geçmiş Yaşamlarımız, Atalarımız, Anne Karnında veya Doğum Anında Oluşabilen Travmalar, Ataç Enerjiler, Çevresel Faktörler ve Bu Yaşamda Ekip Biçtiklerimiz) kaynaklı olabileceğini daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Şifa çalışmalarında şifalanmasını istediğimiz hastalık veya durumun altında yer alan ana unsurun...
“Negatif Tesir” lafını duyduğunuz zaman aklınıza ilk gelenler muhtemelen büyü, nazar, kem göz, sihir, cin, musallat gibi kavramlar olabilir. Özellikle büyü ve musallat, ülkemizin korku sinemasının başlıca besinkaynağı. Bir yandan bunları toplumsal bir korku unsuru olarak görmemize rağmen, insanlarımız ne zaman birini geri getirmek istese ya da birine kızıp, hayatının içine etmek istese ahlâk ve etik dinlemeden kendisini hacı-hoca tayfasında buluyor. (Perhiz ve lahana turşularını şöyle kenara alalım.) Hadi, bu tür işlerle hobi olarak uğraşan toplumumuzun üyelerinin yanında, bu tür konularla...